• 2021 March 31
  • 6 dakika okuma süresi
  • Dinle

Son Dönemde Türk Mevzuatındaki Önemli Gelişmeler

Son Dönemde Türk Mevzuatındaki Önemli Gelişmeler

Türkiye’nin sık sık değişen gündemi herkesi hayret içinde bırakmaktadır. Bir sabah uyandığınız ve o gün için çok ses getiren bir haber, ertesi gün önemini yitirmiş olabilir. Bununla birlikte, Türk mevzuatındaki gelişmeler söz konusu olduğunda hele ki hukuk sisteminde süregelen değişiklere bakınca da durum böyledir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu da bu durumdan kendi payına düşeni almıştır. Tarafların mahkemeye ses ve görüntü aktarımıyla katılması önceden karşı tarafın rızasına bağlıyken, mevcut durumda yalnızca mahkemenin onayının yeterli olması, Covid-19 pandemisi açısından son derece önemlidir. Böylelikle, büyük şehir merkezinde bulunan avukatlar bundan sonra şehir dışındaki duruşmalara ses ve görüntü aktarımı ile katılarak zaman ve enerjiden tasarruf edecek olup, müvekkile davayla ilgili maliyetlerden tasarruf etme konusunda büyük bir fayda sağlayacaktır.

Ayrıca belirtmek gerekir ki, dava sürecini kısaltmayı hedefleyen bazı önemli değişiklikler de mevzuata kazandırılmıştır. Böylece, 100.000.-TL parasal sınırın üzerinde ve 500.000.-TL parasal sınırın altında kalan ticari davalar için basit yargılama usulünün benimsenmesinin önü açılmıştır. Sadece tek aşamalı dilekçe teatisinden oluşan basit yargılama usulü, yargılama sürecini önemli ölçüde kısaltabilir. Yargılamanın hızlandırılması beklentisinin yanı sıra tartışılan bir başka konu da kira sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklardır. Şöyle ki, sadece alacak davaları değil, aynı zamanda kira sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar da Bölge Adliye Mahkemesi’nde sonuçlandırılmak yerine artık Yargıtay'da temyiz edilebilecektir.

Buna ek olarak, mahremiyetlerine özel önem atfeden tarafları sevindirecek bir değişiklik de uygulamaya koyulmuştur. Buna göre mahkeme, ilgili tarafların üstün menfaati gerekçesiyle duruşmaların gizli yapılmasına karar verebilir. Eski düzenlemede sadece kamu düzeni ve güvenliğinin söz konusu olduğu durumlarda duruşmanın gizli yapılmasına karar verilebiliyordu. Bu yazıda ele aldığımız konular, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yapılan bazı önemli değişiklikleri içermekte olup, burada belirtilmeyen diğer değişiklikler de dava açmadan veya herhangi bir hukuki işlem yapılmadan önce mutlaka incelenmelidir.

Şüphesiz işçiler, Covid-19 pandemisinden en çok etkilenen kişiler arasındadır. Bu durum bir Sosyal Devlette işçileri korumak amacıyla çıkarılan İş Kanunu ve İşsizlik Sigortası Kanunu’nda kaçınılmaz değişiklikler yapılmasını zorunlu kılmıştır. Nitekim, 17 Nisan 2020 tarihi itibariyle her sektörden işverenlerin her türlü iş sözleşmesini feshi üç ay süreyle yasaklanmıştır. İşçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan tutum ve davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshedilmesi, bu yasağının tek istisnası olarak düzenlenmiştir. Öte yandan kanun koyucu, durumdan etkilenen diğer grup olan işverenler için de bazı düzenlemeler getirmiştir. Bu doğrultuda, işverenler işçinin rızasını almaksızın işçileri ücretsiz izne çıkartabilir. Ayrıca, devletin maddi desteği sayesinde, gereklilikleri yerine getiren işletmelerin aktif olarak çalışmayan ancak iş sözleşmeleri feshedilmeyen çalışanları için kısa süreli çalışma ödeneğinden yararlanılabilir. Son değişiklik ile, Cumhurbaşkanı’na fesih yasağı ve ücretsiz izin sürelerini 30 Haziran 2021'e, kısa süreli çalışma sistemini ise 31 Aralık 2020'ye kadar uzatma yetkisi verilmiştir. Sonradan yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile fesih yasağı ve ücretsiz izin süreleri 17 Eylül 2020'ye kadar ve kısa süreli çalışma sistemi ilgili işyerinin mevcut durumuna göre hesaplanacak olan diğer bir ay için uzatılmıştır. Covid-19 salgınının ciddiyeti göz önüne alındığında, pandeminin önümüzdeki haftalarda ve aylarda nasıl gelişeceğine paralel olarak iş ilişkileriyle ilgili kanunlarda daha fazla değişiklik gözlemlenebilir. Dolayısıyla, bu kritik dönemde Devlet’in çıkardığı kanunlardan yararlanabilmek ve bunların elverişsizce uygulanmasından kaçınmak için gelişmeler azami dikkatle izlenmelidir.

Son olarak, Devlet’in uzlaşma kültürünü uygulamaya mı çalıştığını yoksa bunun yerine zorunlu alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle mahkemelerin iş yükünü azaltmaya mı çalıştığını merak etmekteyiz. Türk hukukunda zorunlu arabuluculuğun belirli ticari ve iş hukukundan kaynaklanan davalar için dava şartı olarak getirilmesinden sonra, tüketici hukukundan kaynaklanan davalar da bu gruba dahil edildi. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu'nda yapılan son değişiklik uyarınca, tüketici mahkemelerinde görülen ve parasal sınırı 10.390.-TL olan veya bunu aşan uyuşmazlıklar veya konusu para ile belirlenemeyen uyuşmazlıklar zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi kılınmış ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması bir dava şartı haline getirilmiştir. Bununla birlikte, tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itirazlar, ihtiyati tedbir kararlarının alınması, üretimin veya satışın durdurulması ve malin toplatılmasına ilişkin davalar, tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından kaynaklanan uyuşmazlıklar zorunlu arabuluculuk kapsamının dışında tutulmuştur. Nitekim, son 3 yıl içerisinde yapılan değişikliklerle birlikte, Türk hukukuna tabi büyük bir kısım uyuşmazlıklar zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi kılınmıştır.

Yukarıda verilen örnekler ışığında, Türk mevzuatının sürekli yapılan değişikliklerle birlikte oldukça hareketli olduğu söylenebilir. Bu bağlamda, işletme sahiplerine, işletmelerini etkileyebilecek mevzuat gelişmelerini etraflıca izlemelerini tavsiye ediyoruz.